Merhaba, ben Burçak Erbil!

Brelis markası altında kişiye özel kadrolar ve bisikletler imal etmekteyim. Bu işteki hedefim Türkiye’nin en kaliteli kadrolarını üretmek; Avrupa ve Amerika’daki örneklerinin yanında gururla sergilenecek, sürerken ve hatta sadece bakarken bile yüzünüze bir gülümseme konduracak bisikletler yaratmaktır.. Eğer sizi de dükkan raflarında hazır sunulan “ürün”ler tatmin etmiyor, üzerinde günler, haftalar, hatta aylar geçirdiğiniz, adeta vücudunuzun bir parçası olarak özümsediğiniz bisikletinizin, bedeniniz ve ruhunuz gibi eşsiz olması gerektiğini düşünüyorsanız, Brelis’in tam da size göre bir yer olduğunu göreceksiniz!

Bembeyaz bir sayfadan ortaya hayalinizdeki bisikleti çıkarmak konusunda ise bana olduğu kadar size de iş düşmekte, zira girişeceğimiz süreç bir takım işi. Ve bu takımda aslında fikirlerin sahibi sizsiniz; şunu biliyorum ki eğer kendinize özel bir bisiklet yaptırmak istiyorsanız mutlaka kafanızda kendi ideal bisikletinizin az ya da çok, kaba ya da detaylı bir şekli var. İşte benim rolüm sadece kafanızdaki bu fikirleri ve ihtiyaçlarınızı en iyi şekilde anlamak, bunları mühendisliğin ve estetiğin ince süzgeçlerinden geçirerek gerçeğe dönüştürmektir. Eğer sizin de tercihiniz, üzerine emek harcadığınız, araştırma yaptığınız, tamamen kendinizi yansıtan eşsiz bir bisiklete sahip olmaktan yanaysa, emin olun sonunda sahip olacağınız bisikleti sürmek kadar bu bisikletin tasarım ve imalat süreci de sizin için keyifli ve heyecanlı geçecek! Ve hem seneler boyu zevkle kullanacağınız, hem de herkese hayalgücünüzün ürünü olarak gösterebileceğiniz, bisikletle ilgisi olmayanların dahi incelemekten kendini alamayacakları bir bisiklete sahip olacaksınız.

Hikayeme gelirsek…

Küçüklüğümden beri yeni birşeyler yaratmaya büyük bir isteğim oldu, o zamanlar bile oyuncaklarımla oynamak yerine dağıtıp, onlardan yeni melezler türettiğimi çok net hatırlarım. Biraz büyüyüp aklımı başıma toparladığımda ise bu merakım makineler tasarlamak üzerine evrildi; ODTÜ Metalurji Mühendisliği ve Makina Mühendisliği Yüksek Lisansı sonrasında Motor Tasarım Mühendisi olarak devam ettiğim profesyonel yaşamımda da aynı çizgiden kopmadım; Nissan GT500 yarış motorunun yanma odasından, V8 Range Rover karterine, tonluk dizel lokomotif parçalarından Ford Cargo motor bloğuna kadar çok çeşitli tasarımlar yaptım.

Teknik bir çizgide olan işimin yanında, estetik ve el sanatlarına da küçüklükten beri bir yeteneğim vardı. Resim, kaligrafi gibi ince uğraşlarımın yanısıra, kılıç ve zırh yapımı gibi daha sıradışı hobilerim de oldu. Bunlara ek olarak antika eşyalar ve klasik arabalara olan ilgim de el işleri, ahşap ve metal işleme konularındaki becerilerimi geliştirmeme büyük ölçüde katkıda bulundu.

Diğer bir hobim de tahmin edeceğiniz üzere 25 senedir aktif olarak yaptığım bisiklet sporudur. Çocukluğumun bisikleti olan kırmızı BMX ile başlayan bu macera, MTB furyası sayesinde ormanlar, dağlar ve tozlu yollarda sürecek; ve yol bisikleti üzerinde preformansımın sınırlarını zorlamaktan, uzun bir turun dinginliği ile yol almaya varacak şekilde her türünün zevkini ayrı ayrı çıkararak geçecekti.

Kadro yapımı serüvenim ise bisiklet merakımın bir uzantısı olarak evimin arka balkonunda başladı. Her ne kadar o zamanlar hayalini kurmuş olsam da bu işe günün birinde kendi atölyemde profesyonel olarak devam edeceğime o günlerde belki ben bile inanmazdım. Bisiklet gibi olağanüstü bir makinanın en temel detaylarını anlayıp kontrol edebilmek, yaratıcılıkta sınır olmaksızın tasarımını yapabilmek, benimle aynı merakı paylaşan arkadaşlarımla çalışmanın ve onların bisikletlerini de hayata geçirmenin verdiği heyecan, bu hobimin benim için gitgide profesyonel bir uğraş halini almasının yolunu açtı.

Bu hayalimi gerçeğe dönüştürme safhası ise ne kısa sürede ne de kolay oldu: Yaklaşık 4 sene boyunca bisiklet tasarımı, tarihçesi, sürüş dinamikleri ve ergonomisi üzerine ciddi araştırmalar yaptım, yurtdışında fuarlara katıldım, yabancı kadro ustalarıyla tanıştım, atölyelerinde çalışmalarını izledim. Kadro yapımı için gerekli olan özel ekipmanları tek tek edindim veya kendim tasarladım/imal ettim. Bu esnada oldukça fazla pratik yapmış olsam da, bunların kesinlikle yeterli olduğunu düşünmedim ve markamı ortaya çıkarmadan önce 2015’in başında, İngiltere’deki Bicycle Academy’den “Framebuilding” ve “Fitting/Design” eğitimlerini aldım.

Bu noktadan sonra hak verirsiniz ki evimin balkonu büyüyen hedeflerime küçük gelmeye başlamıştı ve artık bu işe uygun, tam teşekküllü bir atölye gerekliydi. Uzun bir hazırlık ve tadilat sürecinden sonra Ataşehir’de şu an bulunduğum kendi özel atölyemi kurdum ve 2016 senesine Brelis markasını sizlerle tanıştırma heyecanını yaşayarak çok güzel bir şekilde başladım.

Sonuçta sizin için birinci planda ister estetik olsun, ister tamamen performansı veya ergonomiyi hedefleyin, ister kafanızda tüm ayrıntıları belirlenmiş bir tasarım olsun, ister tamamiyle önerilere açık olarak gelin; inanıyorum ki fikirlerinize katacak çok şeyim olacak ve sizinle aynı heyacanı paylaşarak hayalinizdeki bisikleti en iyi şekilde gerçeğe dönüştüreceğim.